Anasayfa / DÜNYA / Yazan: ‘Kan ver Hayat Kurtar’

Yazan: ‘Kan ver Hayat Kurtar’

Kızılay Artvin Şube Başkanı Yazan’dan Kan Bağışı Çağrısı

Hava koşulları nedeniyle Kızılay’ın kan stokunda kırmızı alarm verildiğini söyleyen Başkan Dr. Kerem Kınık, vatandaşlara kan bağışı çağrısında bulunmuştu. Bu çağrının ardından tüm Türkiye’de olduğu gibi ilimizde de kan bağışı kampanyaları düzenlendi. Kan bağışı için bir çağrı da Kızılay Artvin Şube Başkanı SeracettinYazan’dan geldi.

Yurt genelinde etkili olan olumsuz hava koşulları, kan bağışının azalmasına neden olunca, Kızılay Başkanı Kerem Kınık twitterhesbından bir çağrı yaparak vatandaşları kan bağışına davet etmişti. Bu çağrı üzerine il genelinde bir çok ilçede kan bağışı kampanyaları başlatılırken, bir çağrıda Kızılay Artvin Şubesi Başkanı SeracettinYazan’dan geldi. Yazan, Kızılay’ın kan toplama araçlarının belirli aralıklarla ilçeleri ziyaret ettiğini hatırlatarak vatandaşların kan verme kampanyalarına daha fazla sahip çıkmalarını istedi. ‘Kan ver Hayat Kurtar’ diyen Kızılay Şube Başkanı Seracettin Yazan, Artvin’de kan bağışı kampanyasına Artvin halkının ciddi destekte bulunduğunun da altını çizerek gösterilen duyarlılığa da teşekkür etti.

Kış aylarında stoklarda düşüş gözleniyor

Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık “Ağır kış koşullarından dolayı düşen kan bağışları nedeni ile stoklarda kırmızı alarm verildiğini” belirterek önemli bir çağrıda bulunmuştu. Kınık’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı çağrıda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Vatandaşlarımızdan ülke genelinde kan bağış desteği bekliyoruz. 1 ünite Kan 3 can kurtaracak. Ülkemiz genelindeki 1300 civarındaki hastaneye desteklerinizle her iş günü yaklaşık 11.000 Ünite kan tedarik etmek zorundayız.

Ülke genelindeki 250 kan bağış noktamıza 18-65 yaş arası sağlıklı bireyleri bekliyoruz. Erkekler yılda 4 Kadınlar 3 kez kan verebilir.”

Kınık’ın bu çağrısı sosyal medyada da büyük destek gördü.

Artvin Şube Başkanı SeracettinYazan’dan Da Çağrı

Türk Kızılay’ı Artvin Şube Başkanı Seracettin Yazan, yaptığı açıklamada kan verme kampanyasına destek vermek için tüm Artvin halkına çağrıda bulunurken, kan verenlerin hayat kurtardığına vurgu yaptı. Şube Başkanı Seracettin Yazan açıklamasında; “ Trabzon’dan gelen kan toplama aracımız belirli günlerde ilçelerimize ve il merkezine uğramaktadır. Sağolsunlar Artvin halkı çağrılarımıza yanıt veriyorlar ve Kızılay’a sahip çıkıyorlar. Kan vermenin hayat kurtarma anlamına geldiği hepimizin malumudur. Havaların soğuk olması nedeniyle kan bağışında düşüş yaşanabiliyor. Artvin halkına gönüllü kan bağışı konusunda çağrılarda bulunuyorum. Kan bağış oranı kış mevsimi olduğu için biraz daha az. Havaların ısınmasıyla beraber buraya talebin daha da artacağını düşünüyoruz. Kan toplama araçlarımız tüm ilçelerimizi ziyaret ediyor. Her zaman söylediğimiz gibi kan acil değil sürekli ihtiyaçtır. Kış aylarında bağış sayısı düşüyor fakat hastanelerde ihtiyaç sayısı düşmüyor. Vatandaşlarımızı duyarlı olmaya davet ediyoruz. Artvin halkının oldukça duyarlı olduğunu görüyoruz. Kan vermek isteyen vatandaşlarımızın ilçelerdeki duyurulara dikkat ederek kampanyalara katılmaları konusundaki çağrımızı yineliyoruz. Vatandaşlarımızı gönüllü kan bağışına bekliyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Kızılay Şube Başkanı Seracettin Yazan ayrıca yaptığı çağrının ardından Kan Bağışına ilişkin tüm merak edilen konulara ilişkin de bilgi notunu Artvin Kamuoyu ile paylaştı. Yazan’ın paylaştığı bilgi notunda; “Kimler kan bağışlayabilir?

18-68 Yaş arasında, ağırlığı en az 50 kg ve üzerinde olan her sağlıklı birey kan bağışında bulunabilir.

Kan bağışı ne kadar sürer?

Kayıt, muayene, kan verme ve ikram işlemlerinin tamamı yaklaşık olarak 30-35 dakika sürmektedir.

Kimliğimi bildirmem zorunlu mu?

Bağışçılar her kan bağışı işlemi öncesinde isim-soy isim, doğum tarihi (gün/ay/yıl), TC kimlik numarasını içeren nüfus cüzdanı ve kalıcı adres bilgilerini vererek kendilerini tanıtmalıdır. Aksi takdirde bağış için kabul edilmezler.

Kan bağışından önce cinsel hayatımla ilgili çok özel bilgilerin de sorulduğu uzun bir form doldurmam gerekiyor. Böylesine kişisel bilgilerin istendiği bir formun doldurulması zorunlu mudur?

Kişilerin cinsel hayatlarını yargılamak gibi bir amaç kesinlikle söz konusu olmadığı gibi, cinsel hayatın yargılanması tıp etiğine aykırıdır. Kan bağışçısı sorgulama formu; içeriği Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenmekte olup, her kan bağışı işlemi öncesinde bağışçı tarafından doldurulması gerekmektedir. Bu form yasal bir zorunluluk olup, kayıtlar ınız 5624 sayılı Kan ve Kan Ürünleri Yasası ve ilgili yönetmelik gereğince gizli tutulmaktadır. Hem sağlığınızın hem de bağışladığınız kanı alacak olan hastanın sağlığı açısından formu okuyarak doldurmanız gerekmektedir. Ancak burada bilinmesi gereken en önemli nokta şudur; bu formun eksiksiz ve doğru olarak doldurulması hayati önem taşımaktadır. Bu sorulara vereceğiniz samimi cevaplar yapılacak tüm tarama testlerinden daha değerlidir. Çünkü ne yazık ki; günümüzde %100 tanı kesinliği olan tarama testi yoktur. Lütfen (herhangi bir şüpheniz dolayısıyla) test sonucunuzu öğrenmek için kan bağışlamayınız!

Kan bağışlamak için başvurum değerlendirme sonucunda neden reddedebilir?

Muayene sonucunda doktorumuz; bağışlanacak kanın size veya kanı alacak hastaya zarar verebileceği kararına varmış ise sebebini size açıklayarak kan bağışınızı bir süre erteleyebilir. Bazı durumlar (taşıyıcı hastalık v.b.) ise yaşamınız boyunca kan bağışına engel teşkil edebilir.

Çok canım yanar mı?

Kullanılan iğnenin kalınlığı uluslararası standartlarda bu işlem için uygulanan kalınlıktadır. Hayat kurtarmak için alınan kanın içindeki hücrelere zarar verilmemesi açısından iğnenin kalın olması gerekmektedir. İğnenin kalın olması kan alımı sırasında iğne içinden geçen kan hücrelerinin parçalanmasını engeller, oluşabilecek hasarı azaltır. Acının az hissedilmesi için iğne ucu özel bir işlemle lazerle kesilmiş, silikon ile kaplanmıştır. Personelimiz kan alımı konusunda özel eğitim almış uzmanlardır. Hissettiğiniz acı çok azdır.

Korkuyorum. Kan Bağışlayabilir miyim?

Eğer korkunuz sizi bayıltacak kadar çok ise kan vermeniz uygun değildir. Bir yaşam kurtarma düşüncesi, bütün korkularınızı yener.

Kan bağışlamanın yaş aralığı nedir?

Bağışçı 19 yaşından gün almış olmalı 68 yaşını geçmemiş olmalıdır.

Kansız kalır mıyım?

Bağışlanan kan 450 ml (bir kutu kola, 330 ml’dir.) kadardır. Vücudumuzda ortalama 5000 – 6000 ml kan mevcut olup, bu miktar vücut ağırlığının %8 ‘ini oluşturur. Alınan kan vücudumuzdaki kanın yaklaşık 1/13’ü kadarı olup, size zarar vermez. Ayrıca kan bağışı öncesinde kan sayımınız yapılır, doktor tarafından değerlendirilirsiniz. Kan bağışından önce yapılan muayenede, kan düzeyi düşük (anemi) olduğu saptanan insanlardan kan bağışı alınamaz. Kan seviyesi normal olan sağlıklı bireyler kan bağışında bulunduklarında eksilen kan hücreleri, kemik iliğinin çalışmasıyla hızla yenilenir. Genç kan hücrelerinin dolaşımı başlar. Zaten vücut, bu hücrelerin yapım ve yıkım faaliyetlerini sürekli olarak gerçekleştirmektedir. Alınan kan miktarı ise sağlığı olumsuz etkileyecek düzeyde olmadığı için kansız kalmak gibi bir durum söz konusu değildir.

Kan bağışlamak sağlığa faydalı mıdır?

Kan bağışlamanın sağlığa herhangi bir zararı olmadığı gibi faydası da tıbbi olarak kanıtlanmış değildir. Kan bağışçısına manevi olarak doyum sağlar, tanımadığı bir kişinin hayatını kurtarmak bağışçıyı mutlu eder. Sadece kana ihtiyacı olan hastalara faydası vardır. Hayat kurtarıcıdır.

Kilo alır mıyım? Kilo verir miyim?

Kan bağışının tıbbi olarak kanıtlanmış kilo aldırıcı veya verdirici özelliği yoktur. Genellikle kan bağışı sonrasında yeni kan hücrelerinin üretilmesi sonucu iştah açtığı söylenir. Ancak bu durum psikolojiktir. Bağışlanan kanın yerine konulması düşüncesiyle çok gıda alınmakta ve bu durum kilo alınmasına sebep olmaktadır.

Kilom kan bağışına engel midir?

Kan bağışlayabilmeniz için ağırlığınızın en az 50 kg olması gerekir.

Kan bağışladıktan sonra kolum morarır mı?

Bu durum istemediğimiz halde nadiren görülmektedir. Kan bağışladıktan sonra; baş parmağınızla dirseğinizden destek alarak, diğer dört parmağınızla iğne yerine yaklaşık 10 dakika baskı yapmanız gerekir. Kan bağışladığınız kolunuzla ağır bir şey taşımamanız, iğne yerini ovmamanız gerekir. Bunlara dikkat etmezseniz; iğne yerinde kanamanın durdurulması için oluşan tıkaç bozulabilir ve doku içerisine kanama olabilir. Bu durum morarma olarak görülür. Endişelenecek bir durum yoktur. İğne yerine soğuk uygulama yaptığınız takdirde yaklaşık 15 gün içerisinde morarmanın yavaş yavaş dağıldığını görürsünüz.

Bayılır mıyım?

Kan bağışı esnasında veya ilk yarım saat içinde nadiren baş dönmesi, mide bulantısı ve baygınlım hissi gibi şikâyetleriniz olabilir. Kan bağışından sonra, dikkat edilmesi gereken noktalara uyduğunuzda bu sorunları yaşamayacaksınız. Bağış sonrası; kan bağışı yatağında bir süre dinlenmeniz gerekir (yaklaşık 10 dk.). Hemen kalkmamalısınız. Sıvı eksikliğinin tamamlanması için ikram edilen meyve suyunu içmelisiniz, gün içinde bol sıvı almalı ve bir sonraki öğünden önce alkol almamalısınız (alkol vücudumuzda sıvı kaybına sebep olur). Bunlara dikkat ettiğiniz halde rahatsızlık hissederseniz; bir yere uzanarak veya başınızı iki dizinizin arasına alacak şekilde oturarak dinlenmelisiniz.

Hangi aralıkla kan bağışlayabilirim?

Sağlıklı bireyler için; Erkeklerde; Bağış aralığı 90 günde birdir. Kadınlarda; Bağış aralığı 120 günde birdir. Ülke güvenli kan ihtiyacının karşılanabilmesi için düzenli kan bağışı gerekmektedir. Kanın güvenilirliği açısından sürekliliği ve izlenebilirliği ancak düzenli bağış ile mümkündür. En güvenilir kan ile hayat kurtarılması ancak gönüllü, bilinçli, karşılık beklemeksizin ve düzenli bağışlarınız ile mümkündür.

Kan ihtiyacım olduğunda neden kan bulamıyorum?

Kan bağışlamalarına rağmen kan merkezinde ihtiyaç olduğunda hastaları için kan bulamamak insanlarda olumsuz düşünceler oluşturmaktadır. Bu sıkıntının yaşanmasını bizde istememekteyiz. Bu bilinçle ulusal kan hizmetleri organizasyonunun kurulabilmesi için çalışmaktayız. Bağışlanan kan özel ısı koşullarında kısa sürelerde saklanmaktadır. Bir hasta için genellikle birden fazla ünite kana ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durumda bir hasta için ihtiyaç duyulan kanın birden fazla bağışçıdan temin edilmesi gerekmektedir. Yeterli kan bağışçısı kazanıldığında bu sıkıntının önüne geçilecektir.

İşyerimizde veya Internet sitesinde bir grup oluşturduk, ihtiyaç olduğunda birbirimize kan veriyoruz. Kana ihtiyaç duyan başka insanlara da yardımcı oluyoruz.

Etkin bir çözüm gibi görülen bu yöntem aslında kısa vadeli bir çözüm olup, ülke güvenli kan ihtiyacının karşılanmasında etkin bir yöntem değildir. Ulusal kan hizmetleri organizasyonunu kurulması ile hasta ve hasta yakınlarının kan bulma, ücret ödeme ve uygun olmayan ısı koşullarında hastanelere ulaştırma gibi yaşadıkları sıkıntılar ortadan kaldırılacaktır. En uygun olanı ihtiyaç anında testleri tamamlanmış kullanıma uygun kanın hazır olmasıdır.

Yakınıma kan ihtiyaç olduğunda kan bağışlayacağım.

Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre replasman (kana kan, yerine koyma, zorunlu kan bağışı, aile kan bağışçıları) olarak tanımlanan bu yöntemin güvenilirliği düşüktür. Ülke güvenli kan ihtiyacının etkin bir şekilde karşılanması bu şekilde mümkün değildir. Kan bağışçısı yakını için kan bağışlamayı beklemektedir. Belki de yakınına hiç kan ihtiyacı duyulmayacaktır. Hastası için kan veren aile kan bağışçıları yaşanan sıkıntının stresi ve baskısı ile kan vermekte, kana engel teşkil edebilecek durumlar gizlenebilmektedir. Bağış öncesi muayenede engel olabilecek bir durum tespit edildiğinde ise yaşanan stres daha da artmaktadır. En uygun olanı o anda testleri tamamlanmış kullanıma uygun kanın hazır olmasıdır.

Sık görülen kan gruplarına ihtiyaç az mıdır?

“Benim kan grubum çok bulunan bir grup, ihtiyaç yoktur” düşüncesi toplumumuzda sık görülmektedir. Kan gruplarının sıklığına göre orantılı olarak hastalara kullanılan kanın gruplarında da ihtiyaç yoğunlaşmaktadır. Bağış konusunda duyarlılık oluşmadığı ve bu şekilde düşünüldüğü zaman en sık bulunan kan gruplarında bile ihtiyaç artmaktadır.

Kan bağışı bağımlılık yapar mı?

“Bir kez kan verdikten sonra hep kan vermek zorunda kalır mıyım ?” Bu tür inanışlar halk arasında oldukça yaygın olmakla birlikte bilimsel bir dayanağı yoktur. Genellikle, kandaki hemoglobin düzeyinin yüksek olan kişilerde, bu duruma bağlı olarak gelişen bazı şikayetlerin kan bağışı sonrasında hafiflediği görülür. Ancak, kan seviyesi yükseldiğinde aynı süreç yinelenir ve bu kişiler kan verme gereksinimi duyarlar; bu durum halk arasında kan vermenin bağımlılık yaptığı inancına yol açmış olabilir. Kan seviyesi normal olan kişilerde bu tür şikâyetler oluşmaz.

Kan bağışlarken bana AIDS bulaşır mı?

Kan bağışlarken size herhangi bir hastalığın bulaşması mümkün değildir. İğneler steril olup, size kullanıldıktan sonra torbadan özel bir cihazla ayrılıp imhaya gönderilir. Bu iğneler torbaya birleşik üretilmektedir. İğnenin kapağı açıldıktan sonra tekrar takılması ve iğnenin başka bir kişiye kullanılması mümkün değildir.

Bağışlanan kana hangi testler yapılıyor?

Bağış olarak alınan her kan aşağıdaki testlere tabi tutulur:

– Anti-HIV Testi (AIDS)

– Anti-HCV Testi (C sarılığı)

– HBsAg Testi (B sarılığı)

– Sifiliz (Frengi) Testi

– Kan grubu testi

Tarama test sonuçlarım bana bildirilecek mi?

Eğer sonuçlarınız negatif bulunmuşsa size herhangi bir bildirimde bulunulmayacaktır.

Tarama test sonuçlarım pozitif (+) bulunmuşsa?

Bağışladığınız kana uygulanan tarama testlerinden herhangi birinin pozitif çıkması durumunda size haber verilerek doğrulama testleriniz yapılacaktır. Böyle bir durumda endişelenmek ve paniğe kapılmamak gerekir; tarama testlerinin çok duyarlı olması nedeniyle yanlış pozitiflikler olabilmektedir. Kan merkezlerine çekinmeden geliniz, uzmanlarımız gerekli bilgilendirmeyi yapacaklardır.

Kan nakli sonrası hastalara AIDS bulaşır mı?

Bilindiği gibi Dünya Sağlık Örgütü en güvenilir kanın gönüllü, düzenli, karşılık beklemeksizin ve bilinçli bağışçılardan karşılandığını kabul eder. Vücuda hastalık etkeni ( virüs, bakteri v.b. ) girdikten sonra; hastalık etkeni ve bu etkene karşı savaşan hücreler (akyuvar ve akyuvarlar tarafından yapılan antikorlar) çoğalırlar. Yapılan serolojik testlerde etkenin saptanabilmesi için bu değerlerin belirli bir düzeye gelmesi gerekir. Etkenlerin belirli bir düzeye ulaşması için geçen bu süreye pencere dönemi denir. Her bulaşıcı hastalığın pencere dönemi vardır. Dünyada uygulanan tüm tarama testleri; bu dönemde kişinin vücudunda hastalık etkeni olmasına rağmen negatif çıkar. Bundan dolayı kişinin bilinçlendirilmesi, başından herhangi bir şekilde hastalık etkeninin bulaşabileceği bir durum geçtiğinde, kendini muhtemel pencere dönemi süresince engellemesi ve bağışı ertelemesi gerekir. Bu duruma “kan bağışçısının otokontrolünü sağlaması” denir. Düzenli kan bağışçıları düzenli olarak serolojik testlerden geçmektedir. Eğer bağışlanan kanda hastalık etkeni tespit edilirse kan imha edilir ve düzenli bağışçının bir önceki kan bağışının pencere döneminde olup olmadığı araştırılır. Kanın kullanıldığı hastalar tespit edilir. Hastalardan kan numuneleri alınarak serolojik testler yapılır. Bu durum; sistemin kendi kendini kontrol edebildiğini ve etkin çalıştığını gösterir (hemovigilance). Eğer sistemin düzenli kan bağışçısı ve güvenilir kayıtları yoksa bu durum tespit edilemez. Dünya Sağlık Örgütü’nün en güvenilir ve en düşük riskli kabul ettiği kan; gönüllü, düzenli, karşılık beklemeksizin ve bilinçli bağışçılardan temin edilen kandır. Avrupa ve Amerika’ da olduğu gibi ülkemizde de en gelişmiş ve dünya standartlarındaki kan bağışçısı tarama testleri kullanılmasına rağmen, %100 tanı doğruluğu henüz oluşturulamamıştır. En güvenilir yöntem olmasına rağmen kan nakli ile hastalık bulaşma riski mevcuttur. Ancak tanımlanan en düşük risk bu yöntemle temin edilen kanda mevcuttur. Ancak burada bilinmesi gereken en önemli nokta şudur; kan bağışı öncesinde verilen bilgi formunun eksiksiz ve doğru olarak doldurulması hayati önem taşımaktadır. Bu sorulara vereceğiniz samimi cevaplar yapılacak tüm tarama testlerinden daha değerlidir. Lütfen (herhangi bir şüpheniz dolayısıyla) test sonucunuzu öğrenmek için kan bağışlamayınız!

Sarılık geçirdim, kan bağışlayabilir miyim?

Hepatit A ve Hepatit E enfeksiyonu geçirenler tedavi sürecini tamamladıktan sonra 12 ay boyunca kan bağışında bulunamaz. Hepatit B ve C geçirenler ise tedavilerini tamamlamış olsalar dahi hiçbir zaman kan bağışında bulunamazlar.

İlaç kullanıyorum kan bağışlayabilir miyim?

Bazı ilaçlar kan bağışı için engel oluşturabilir. Lütfen kullandığınız bütün ilaçları kan bağışı öncesinde muayenenizi yapan kan merkezi doktoruna bildiriniz.

Artvinin sesi gazetesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir